Fas Krallığı’nın Afrika Birliği’ne Dönüşü

0

Afrika’nın en önemli oluşumu ve mahiyeti itibariyle bütün kıta ülkelerini temsil eden Afrika Birliği 1963 yılında Afrika Birliği Teşkilatı adıyla kuruldu ve 1999 yılında yeniden şekillendirilmesi yönünde talepler oldu. 2002 yılında istenilen yenilikler yapıldı ve Afrika Birliği adını aldı. Birliğin başkenti kuruluşundan itibaren Addis Ababa olup varlık sebebi kıtaya yaşayan tüm halklar ve ülkeleri arasında daha sıkı bir birlik ve dayanışmayı sağlamak; siyasi, ekonomik ve toplumsal bütünleşmeyi hızlandırmak, kıtanın gelişimini hızlandırmaktır. Özellikle bilim ve teknoloji araştırmaları yoluyla arzu edilen birliğin tesisi için teorik açısından ciddi bazı fikirler ortaya konsa da pratik olarak ciddi anlamda bir çalışma gerçekleştirilememişti. Gerekli bütçesi konusunda da sıkıntılar yaşanması yüzünden kıta dışı ülkelerden ve özelikle Avrupa Birliği’nden destek alması eleştiri konusu oldu, zira eski sömürgecilerin vereceği her destek, aynı zamanda dışa bağımlılığın artması demekti.
Fas’ın Afrika Birliğinden Çekilme Süreci
Fas, Afrika Birliği’nin kurucu üyelerinden, hatta en önemli ilk zirvelerinden birine ev sahipliği yapan bir ülkedir. Nitekim kıtanın kalkınması için ciddi katkıları da bulunmaktadır. Fakat 1984’te “Polisario” denilen oluşumu, bir üye olarak bünyesine dahil etmesi sonucunda Fas, tepki göstererek çekilme kararı aldı. O dönemde alınan bu karar, belki dönemin şartları gereği en doğru bir tercihti. Zira ilk olarak Afrika Birliği’ne üye olabilmenin baş esası, mevzuatında belirtildiği üzere bağımsız bir devlet olmaktı. Ancak “Polisario”, bir devletin en temel koşullarını bile taşımamaktaydı. BM ve diğer uluslararası örgütler tarafından dahi tanınmamaktaydı. Alınan bu kararla kıtanın yegâne birliğinin tüzüğü açık bir şekilde ihlal edilmişti. Tüm bu yaşananlar bir yana, Afrika Birliği’nin temel amacı ve kuruluş gayesi birleştirmekti ki böyle bir oluşumu kabul etmek, tamamen parçalayıcı bir siyaset gütmek manasını taşıyordu. Böyle olunca Fas Krallığı’nın, Afrika Birliği’nde kalmasının bir anlamı kalmıyordu ki 32 yıl önce çekilme kararı almıştı.
Dönme Süreci ve Sebepleri
Fas, geçen yıl 21 Temmuz’da Afrika Birliği’ne geri dönmek istediğini kamuoyuna açıkladı. Böyle bir kararın alınması son derece zordu, fakat tamamen gerçekçilik temelinden kaynaklanan bir durumdu. Uluslararası şartlar içerisinde, ciddi değişimler yaşanmaktaydı. Bu yeni oluşumlar ve dönüşümlerde masanın etrafında yer almayan ve uyumluluk göstermeyen aktörler saf dışı kalacaktı. Bunu farkında olan Fas, hemen kendi ana oluşumuna dönmeye karar verdi. Bunun arkasında yatan iki temel sebep bulunmaktaydı. İlk olarak Fas, uzun süreden beri Batılı müttefikleri özelikle Fransa ve Avrupa Birliği’nin artık güvenilir müttefikler olmadığı kanaatine varmıştı. Son yıllarda Fransa ve Fas arasında önceden perde arkasında yaşanan tartışmalar, artık günyüzüne çıkmaya başladı ve ciddi bir diplomatik gerginlik oluşturdu. Avrupa Birliği ise iki yıl önce Fas Krallığı ile arasındaki ticaret anlaşmasını iptal etti. Böyle olunca Fas, taktik gereği açısından başka alternatifler araştırmaya başladı. Bu çerçevede Rusya ve Çin gibi ülkeleri, ziyaret ederek uluslararası dengeleri gözetmeye başladı. Ancak bu süreçte edindiği tecrübeye göre; Krallığın en güvenilir stratejik ortağı Afrika ülkeleriydi ve bu durumun son derece farkındaydı. Yıllar öncesinden bu zeminin oluşması için gayret göstermeye ve uygun fırsatları kollamaya başladı. İkinci sebep ise Afrika Birliği içerisinde mevcudiyetini koruyan boş koltuğu bırakmamaya karar vermesiydi. Çünkü “Polisario” denilen oluşum, kendi tezini rahat bir şekilde anlatarak diğer üyeleri ikna etmeye çabalamaktaydı. Ayrıca Birliğin birçok üyesinin bu oluşumu tanınmamasını, kendi lehine bir argüman olarak kullanmak istiyordu. Fas’ın birliğin içinde olması kendi tezini savunup, muhalif kanattaki tekelci görüşü ortadan kaldıracaktı. Bu bağlamda Fas, son yıllarda Afrika’ya yönelik ciddi çalışmalar yapmaktadır. Bu sürecin ivme kazanması ve gelişme kat etmesi için dışarıdan değil içeriden müttefikler bulması daha isabetli olacaktır.
Fas’ın Afrika Birliği’ne dönmesi kolay olmadı. Zira bu diplomatik adım atıldığında, Fas, Afrika’daki mevcut misyonlarındaki büyükelçilerinin % 80’ini değiştirdi. Buna ek olarak Tanzanya, Ruanda, Mozambik, Mauritius ve Benin’de beş yeni büyükelçilik açtı. Buna mukabil bu süreçte Fas’ın birliğe dönmemesi için bazı unsurların olağanüstü gayret sarf etmesi de gözlerden kaçmadı. Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Nkosazana Dlamini-Zuma’nın Fas’ın birliğe dönme talebi ile ilgili dilekçesini birliğin üyelerine ulaştırmak noktasında yavaş davranması dikkatlerden kaçmıyordu. Buna tepki olarak Fas Kralı, Afrika Birliği dönem başkanlığını yürüten Çad Başbakanı’nı doğrudan arayarak Fas’ın arz ettiği dilekçesinin üyelere iletilmesini istedi. Böylece üyeler, Fas’ın dilekçesini değerlendirerek birliğe geri dönmesini kabul ettiler. Bütün geciktirmelere ve engellemelere rağmen Fas, Afrika’ya yönelik izlediği pro-aktif siyaseti sayesinde kendi yuvasına dönmeyi başardı.
Afrika Birliği İçinde Fas’ın Geleceği
Şüphesiz ki Fas, Afrika Birliği içerisinde ciddi ve etkin bir rol üstlenebilecek güce ve pozisyona sahiptir. Fas’ın geri dönüşü, tamamen kıta ülkeleriyle olan tarihi, dini ve kültürel bağlara dayanmaktadır. Üstelik Fas, zaten Afrika Birliği’ne teori açıdan dönmemiş olsa da pratik olarak son yıllarda dönmüş durumundaydı. 1984 yılında Fas’ın, bu oluşumdan çıkması, birliği o yıllarda ciddi bir finansal krize sokmuştu. Birliğin mali giderlerinin yaklaşık % 70’i, ne yazık ki şimdiye kadar Afrika ülkeleri dışından temin edilmekteydi. Fas’ın Birliğe dönüşü, maddi problemin azaltılmasına ve gelecek yıllarda da mümkün mertebe kaldırılmasına önemli katkılar sunacaktır. Fas Kralı, Afrika Birliği’ne katıldıktan sonra yaptığı konuşmasında; ülkesinin o tarihte birlikten ayrılmasının gerekli bir adım olduğunu hatırlatarak, ülkesinin Afrika’nın kaderi için ne kadar önemli olduğunu ve kıta ülkelerinin de Fas için ne kadar ehemmiyeti haiz oluğunun herkes tarafından bilinmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca Fas Kralı, Afrika ülkelerinin artık kabuğunu kırması gerektiğini, kendi zenginliklerinden her ülkenin faydalanmasının vakti geldiğini ve güçlü bir uyanış için yeni bir süreç başlatılmasının önem arz ettiğini vurguladı. Bilhassa ne vakit bir karar ya da bir taahhüt aşaması olsa hep gözümüz dışarılara bakıyor, peki ama neden? Bu vizyonu değiştirmenin vakti gelmedi mi? Kendi kültürel mirasımız, kaynaklarımız ve manevi değerlerimize dayanarak, kendi kıtamıza yönelme zamanı gelmedi? soruları akıllara kazındı. Esasında bu sorulardan hareketle Fas’ın Afrika’ya yönelik nasıl bir vizyon izleyeceği az çok tahmin edilebilmektedir. Ama belli ki Afrika kıtasının yeniden canlandırılması, Fas’ın dış politikasındaki ilk gündem maddeleri arasında yer alacak. Birlikten kuvvet elbette doğacaktır. Yeter ki fitne zuhur etmesin…

Share.

Yazar Hakkında

Radouan Yousfi, 1990’da Fas Vecde’de (Oudja) doğdu. 2014’te İstanbul Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık (Fransızca) Bölümü’nden mezun oldu. 2016 yılında Beykent Üniversitesi’nde “Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Afrika’ya Yönelik Yumuşak Güç Politikası” konulu yüksek lisans tezini başarıyla sundu. Halihazırda İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında doktorasına devam etmektedir. Yoğunlaştığı alan Afrika özelinde sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri ve dış politikaya etkileri üzerine olup ihtisasını bu sahada devam ettirmektedir. Arapça, Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) üyesidir.

Yorum Yap