Lityum piyasasının yükselen yıldızı

0

Günümüzde jeologlar artık altın ve diğer madenleri aramaktan çok lityum ile ilgileniyor. Lityum fiyatlarının 2021’de yüzde 500 gibi akla hayale sığmayacak oranda artması, yakın gelecekte büyük değişimlerin habercisi… Afrika, lityum piyasasının yükselen yıldızı olarak dikkat çekiyor.

Yaklaşık iki asır önce varlığı keşfedilen lityum metali, artık altından kıymetli hale geldi denecek bir aşamaya ilerliyor. Bulunuşundan ticari ürüne dönüşmesine kadar aradan uzun zaman geçse de 1950’li yıllarda bazı hassas alanlarda ciddi ilgi çekmişti. Ancak bir süre fazla miktarlarda kullanılmayınca 2000’li yıllara kadar bir kenarda bugünleri bekliyormuş. Enerjiyi bir batarya içinde depolamanın vazgeçilemez bir alana dönüşmesi ile de adeta dünyada bir anda en fazla arananlar arasında ilk sıralarda kendine yer buldu. Böylesine önemi haiz bir ürünün acaba Afrika’da da aranıp bulunması ve özellikle işlenip piyasalara sürülmesi ile nasıl bir süreçten geçecekti, herkes bunu merak ediyor.

25 PROJE YÜRÜYOR

Lityum üretimi denilince akla Avustralya ve özellikle Latin Amerika ülkeleri geliyor. Afrika’nın bu alanda nasıl bir yer alacağı önceleri pek düşünülmemişse de şimdilerde büyük bir merak konusu. Farklı ülkelerde devam eden 25 proje ile Afrika, bir anda dünya lityum pazarının vazgeçilemez sahasına dönüyor. Yeni teknolojik gelişmelere bağlı olarak hemen hemen kritik metallerden koltan, kobalt, nikel ve bakır yanında bir anda lityumun etkin hale gelmesi büyük yatırımcıları kıtada birçok ülkeye yöneltti. Artık Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Manono, Mali’nin Goulamina ve Bougouni, Zimbabve’nin Bikita ve Zulu, Fildişi Sahili’nin Adzope veya Gana’nın Ewoyaa gibi maden yatakları, uluslararası lityum piyasasını takip edenlerin yakından bildiği isimler arasında yer alıyor.

Halen tek üretim yapan Zimbabve ile toplam 9 Afrika ülkesinde lityum elde edilmesi için her biri yüzlerce milyon dolarlık yatırım isteyen projelerin üretime başlatılması için son sürat çalışmalar devam ediyor. Bu ülkeler Mali, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Namibya, Gana, Fildişi Sahili, Tanzanya, Madagaskar ve Mozambik. Namibya 5 proje ile ilk sırada. Bunu her biri 4 proje ile Zimbabve ve Mali takip ediyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Gana 3’er proje ile Tanzanya ve Fildişi Sahili 2’şer proje ile Madagaskar ve Mozambik’te ise birer proje ile Afrika’nın yakın gelecekte lityum üreten ülkeleri olacaklar.

ALTINLA YARIŞ

Lityum piyasasında fiyatlar geçtiğimiz 10 yıl içinde o kadar çok değişti ki, aslında buna yapılan yatırımlar da aynı anda ciddi riskler taşıyor. 2003 yılında tonu 350 dolar civarında satılan lityumun 2008’deki ton fiyatı neredeyse 10 kat artarak 3 bin doları bulmuştu. Lityumun 2017 yılında tonu 4 bin 500 dolardan işlem görüyordu. Kısa sürede 12 bin dolara çıkması herkesi şaşırtırken şimdilerde uluslararası pazardaki ton fiyatı 80 bin dolara kadar yükseldi. Her ne kadar Covid salgını ile 2020’de tonu 6 bin 800 dolara kadar düşerek epey değer kaybı yaşansa da derhal ve hızlıca toparlandı. Bu ihtiyaç, bu metale dayalı üretimi çok aşırı artırıyordu.

ELEKTRİKLİ ARAÇLAR 

Elektrikli araçlar için artan pil talebine bağlı gelecek yıllarda bu ürüne olan gereksinim katlanarak artacak. Bu gidişle 2030 yılında dünya genelinde yıllık 2 milyon ton lityum üretilmek durumunda. 2015 yılında elektrikli araçların toplam 1 milyar dolarlık bir piyasası varken, 2030 yılında yaklaşık 7 trilyon dolarlık, 2050’de ise 46 trilyon dolarlık bir seviyeye ulaşması bekleniyor.

Oysa ki 1950’li yıllarda lityum, dünya genelinde çok küçük bir pazar payına sahipti.

Afrika’da yeni lityum yatakları tespit edilen ülkeler, bunu sadece sahada elde edilecek ürünü satmaktan ibaret görülmemeli.

Özellikle her bir maden sahası, her bir ülke için ciddi istihdam alanı açacak. Sadece Mali’deki iki yatırımda mühendisler, jeologlar, kimyacılar, yetişmiş zanaatkarlar, teknik elemanlar, yardımcı görevlerdeki kişiler dahil 1200 kişinin istihdamı öngörülüyor.

Lityum metalinin yeni teknolojilerin vazgeçilmezi haline gelmesi yanında her ne kadar temiz enerji için olmazsa olmaz ürün ise de elde edilmesi anında çevreye verdiği zararlar herkesi ciddi anlamda düşündürüyor. Bitki örtüsü, hayvan besiciliği ve özellikle yer altı su kaynakları, nehirler, hatta içme sularına kadar herkesi endişelendiriyor. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde açacağı zararlar, belki vereceği faydaları gölgeleyecek. Şili ve Bolivya’da lityum, tuzlu sulardan elde ediliyor. Bu yöntem ise ekosisteme aşırı zarar veriyor. Ayrıca lityum madenciliği sera gazı emisyonlarını da artırıyor. 1 ton lityum üretimi için 2 milyon m3 su tüketilmesi gerekiyor.

2024 KRİTİK YIL

2024 yılı için Afrika’ya, lityum üretiminde tüm gözlerin çevrildiği kıta olarak bakılıyor. Şimdiye kadar tek üretici Zimbabve yanında Batı Afrika ülkeleri mevcut yatırımları ile kendilerinden çokça bahsettirecekler. Mali’deki Goulamina’da ve Bougouni’de Avustralyalı Atlantic Lithium ve Firefind limited şirketleri, hedefini önümüzdeki sene için belirledi. Böylece özel bir tabirle beyaz petrolün dünyadaki kralı Mali Cumhuriyeti olabilir. Batı Afrika’da Gana’daki Ewoyaa sert kaya lityum yatağı, Amerikalı Piedmont Lithium şirketi ile devreye alındığında kıtanın ilk önemli projesi olacak.

Artık Afrikalı devlet adamları, ülkelerindeki hammadde kaynaklarının çokuluslu şirketlerce alınıp başka kıtalarda pil ve elektrikli otomobil yapılmasının önüne geçilmesi yönünde adımlar atıyor. Eğer bazı ülkelerde lityumlu pil yapılıyorsa, neden elektrikli araç yapılamasın diyerek, gelecek yıllarda üretimin Afrika kıtasına kayacağının işaretlerini veriyorlar. Hatta sadece piller değil, lityum ile çalışan birçok aletin diğer aksamının da yüzde 80’inin Afrika menşeli hammaddelerden elde edildiği biliniyor. Zira çok düşük fiyatlara satılan kaynaklar, bizzat bulundukları ülkelerde kurulacak fabrikalarda işlendiğinde ciddi anlamda katma değer sağlanacaktır. Bilhassa Afrika Kalkınma Bankası’nın gıda, sanayi, tekstil ve birçok ürünün kıtada kurulacak tesislerde gerçekleşmesi için 25 milyar dolarlık bir kaynak ayırması çok ciddi bir hamle.

ÇİN VE AVUSTRALYA 

Lityum metalinin işlenmesinin yüksek miktarlarda maddi kaynak gerektirdiği bir gerçek. Bu konuda en büyük üretici ülke Avustralya olunca, en ciddi tüketici de Çin ve her ikisi şimdilerde Afrika’daki lityum yataklarında bazı büyük projeleri beraber yürütüyor. Mali’deki Goulamina yatağını Avustralyalı Leo Lithium ve Çinli Ganfeng birlikte işletmek için çalışıyorlar. Madendeki tesisleri kurmaya 2023’te başladılar ve 2024 yılı başında üretime geçecekler.

FİYATI YÜZDE 500 ARTTI

Günümüzde jeologlar artık altın ve diğer madenleri aramaktan çok lityum ile ilgileniyor. Elektrikli araçların üretilmesindeki temel itici duygu, küresel ısınma karşısındaki hassasiyetin artması. İklim değişikliği ile mücadelede bilhassa lityuma adeta hücum yaşanıyor.

Yeşil metal adı da verildiği için neredeyse markalaşmış büyük otomobil üreticileri, artık elektrikli araç piyasasına yöneldi. 2021 yılında yüzde 500 gibi akla hayale sığmayacak oranda lityum fiyatlarının artması yakın gelecekte büyük değişimlerin habercisi olup bununla üretilen ne varsa hepsinin ihtiyacını karşılayacak maden yataklarının bir an evvel bulunup devreye alınması gerekiyor. Bu konuda da en bakir coğrafyayı Afrika kıtası oluşturuyor. Sadece keşfedilen maden alanları değil, yenilerinin de bir an evvel bulunup işletilmesi için canhıraş çalışılıyor.

YATIRIM YARIŞI

20. yüzyılda dünya ile yarışa hiç giremeyen Afrika devletleri, bu yüzyılda mevcut hammadde kaynaklarını satarak bütçelerine ciddi girdi sağlamak, daha da önemlisi bunları kendileri işleyip pazarlamak için girişimlerde bulunuyorlar.

Zimbabve’de başkent Harare yakınında Çinli Zhejiang Huayou Cobalt Arcadia Lithium için 300 milyon dolarlık yatırım yapıyor.

Dahası Shennzhen Chengxin Lithium Group ve Simonine Ressourse Group da bu ülkede yatırımlara girişti. Batılı ülkeler siyasi olarak Zimbabveli devlet adamlarına baskı kurdukça onlar da yeni müttefiklerle yollarına devam ediyor. Avustralyalı Leo Lithium da aynı şekilde Çinli Ganfeng ile 250 milyon doların üzerinde bir yatırımı Mali’de devreye koydu. Zira bu ülkedeki Goulamina ve Bougouni maden yataklarında toplam 108 milyon ton rezerv bulunduğu belirtiliyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Manono’da Çinli Zijin şirketi dünyanın en büyük lityum işletmesi için çalışmalar yapıyor. Yine Avustralyalı AVZ Minerals, 545 milyon dolarlık yatırımı bu ülkede yapıyor. Çünkü Manono lityum yatağından her yıl 700 bin ton spodumen ve 45 bin ton lityum elde edilmesi planlanıyor.

TÜRKİYE’NİN KAYNAKLARI

Türkiye lityum konusunda oldukça yetersiz kaynağa sahip denilse de özellikle dünya bor madenlerinin yüzde 73 oranında rezerve sahip olması ve bunun atıklarından bu ürünün elde edildiğinin anlaşılmasından sonra gözler şimdi ülkemize döndü. Böylece yakın gelecekte hem kendi ihtiyacımızın tamamına hem de dünyadaki taleplere cevap verecek bir konuma geleceği ifade ediliyor.

Türkiye’nin yıllık 1200 ton lityuma ihtiyacı bulunuyor. Bu da Zimbabve’nin şimdilik ürettiği miktar kadar. Ancak, 2019’da Avustralya’nın 40 bin ton, Şili’nin 18 bin ton, Çin’in 7 bin 600 ton ve Arjantin’in 6 bin 400 ton üretmesi, dünya piyasasında artan talep için en büyük istikametin Afrika ülkeleri olacağını gösteriyor.

Afrika’da lityum yataklarının işletilmesinde Avustralya ve Çin işbirliği yanında her bir ülkenin yerel şirketleri ile ortaklıklar yapılıyor. ABD, bu anlamda Gana’da faaliyet gösteriyor. Fakat başta Doğu Afrika’da Kongo Demokratik Cumhuriyeti dışındaki ülkelerde lityum bulunduğuna dair çalışmalar henüz başlamış görünüyor. Şayet dünyadaki tüm rezervler net olarak tespit edilebilirse Afrika ülkelerinin bu kaynağa açık ara önde sahip bulundukları görülecek ve mevcut dengeleri tamamen değiştirebilirler.

Bu yazı 20 Mart 2023 tarihinde İTOHaber sitesinde yayınlanmıştır.

Share.

Yazar Hakkında

Prof. Dr., İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. 1964 yılında Vezirköprü’de doğdu. Merzifon İmam-Hatip Lisesi (1982) ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (1987) eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye Diyanet Vakfı bursuyla yüksek lisansını (1991) ve doktorasını (1996) Paris’te tamamladı, aynı yıl Üsküdar’da İslam Araştırmaları Merkezi’nde (İSAM) araştırmacı olarak çalışmaya başladı. 2002’de doçentlik unvanı aldı. 2006 yılında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü öğretim üyesi ve bölüm başkanı oldu. 2008-2011 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık’ta Afrika ile ilgili konularda müşavir olarak görev yaptı. 2009 yılında profesörlük unvanı aldı. 2011 yılı Eylül ayında görev değişikliği yaparak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim dalına geçiş yaptı. 2013 yılı Mart ayında Afrika ülkelerinden Çad Cumhuriyeti’nin başkenti Encemine’de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk büyükelçisi olarak göreve başladı ve iki buçuk yıl bu görevini sürdürdükten sonra 2015 yılı Ağustos ayında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı olarak tayin edildi. Batı Afrika Ülkelerinden Mali Cumhuriyeti’ndeki ilk ve öğretim seviyesindeki özel eğitim kurumları medreseler üzerine hazırladığı doktora çalışması IRCICA tarafından L’enseignement islamique en Afrique francophone: Les médersas de la République du Mali adıyla Fransızca olarak 2003’de İstanbul’da basıldı. Geçmişten Günümüze Afrika (Kitabevi, İstanbul 2005); Osmanlı-Afrika İlişkileri (Kitabevi, İstanbul 2011/1. baskı, 2013/2. baskı, 2015/3. baskı); Les relations turco-tchadiennes: La politique ottomane en Afrique centrale (TİKA, İstanbul 2014) adlı kitaplarının yanı sıra Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi-İSAM tarafından yayımı tamamlanan İslam Ansiklopedisi için önemli kısmı Afrika hakkında 95 madde yazdı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde “Afrika”, “Osmanlı Afrikası”, “Osmanlı-Fransa Münasebetleri” ve “Osmanlı’da Dini Hayat” üzerine araştırmalar yapmakta olup bu konularla ilgili basılmış kitapları, farklı dergilerde bu konular hakkında çok sayıda makalesi, yurt içi ve yurt dışında düzenlenen ilmi toplantılarda takdim ettiği tebliğleri yayımlanmış bulunmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olup Arapça, Fransızca ve İngilizce yanında Paris Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Milli Enstitüsü’nde (INALCO/Institut National des Langues et Civilisations Orientales) eğitimini aldığı Bambara ve Volof Afrika yerel dilleri ile ilgili dersleri takip etmiştir. Prof. Dr. Ahmet Kavas, hâlihazırda Afrika Araştırmacıları Derneği’nin (AFAM) kurucu başkanlığı görevini yürütmektedir.

Yoruma Kapalı