Sömürgeciliğin Laneti ve Köleliğin Para Birimi: CFA Frankı

0

Portekizlilerin Afrika’da sömürgeciliğe başlaması diğer Avrupa ülkelerine de örnek oldu ve Fransa da kısa zamanda bu yönde karar almış ve çalışmalarına hız verirken en önemli keşif kolları arasında misyonerliğe ön sıralarda yer vermişti. Özellikle 1733’ten beri kıtada işgal ettiği ülkelerde kullandığı yöntemle bugüne dek bu ülkelerin kendisine bağımlı kalmasını sağlamıştı.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Fransa’yı Almanlardan kurtarmak üzere savaşa katılan Afrikalı askerlerin birlikleri, görevleri bitip geri döndüklerinde kendi ülkelerindeki entelektüel kitle ile birleşip Fransa’dan bağımsızlık istemeye başladılar. Bu süreçten zor kullanarak sağ çıkamayacağını anlayan Fransa, General Charles De Gaulle döneminde bütün sömürge ülkelerini dolaşarak bağımsızlık isteyenlere bağımsızlığını vermeye karar verdi. Batı Afrika’da Gine gibi ülkeler, fırsat bulur bulmaz derhal Fransız kontrolünden çıkmayı seçerken Senegal gibi ülkeler Fransız egemenliğinden çıkmanın erken olduğunu düşünmüşlerdi.
Er ya da geç tüm ülkelerin kendi kontrolünden çıkacağını anlayan Fransa, bu bağımlılığın devam etmesini sağlayabilmek için 26 Aralık 1945’te CFA frankını, sömürgesi altındaki ülkelerin tamamının ortak para birimi olarak tedavüle soktu. Dönemin Devlet Başkanı De Gaulle, Maliyet Bakanı René Pleven ve Sömürgeler Bakanı Jacques Soustelle’in aldıkları bu karar vasıtasıyla dayatılan bu para birimi uygulaması, aslında Almanya’dan esinlenerek hayata geçirilmişti. Nitekim Almanya İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa dahil olmak üzere ele geçirdiği bütün topraklarda kullanılacak ortak bir para birimi geliştirip, kendi amaçlarına göre paranın alım gücüne müdahale etmişti. Kendi menfaatleri doğrultusunda değersizleştirilen para birimi aracılığıyla bu ülkelerin doğal kaynakları ve ürettikleri tüm kaynaklar, kolayca kontrol altına alınabilmişti.
CFA Frankı, Franc des Clonies de France en Afrique (Afrika’daki Fransız Sömürgeler Frankı) anlamına gelmekle birlikte 1958 yılında, Franc de la communauté Financière d’Afrique (Afrika Finans Topluluğu Frankı) olarak değiştirilmişti. Bu durum, Kamerunlu yazar Josef Pouemi’nin Monnaie, Servitude et Liberté (Para, Kölelik ve Özgürlük) adlı eserinde belirttiği gibi, CFA’nın kılıfı değişmekle beraber içeriği aynı kalıp, Afrika’nın ekonomisini bastırmak için bir araç olarak kullanımı devam etmiştir. Afrika’da frank para birimini kullanan ülkeler üç grupta toplanmaktadırlar: UEMOA (Union Economique et Monétaire Ouest Africaine) Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği Grubu (Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gine Bissau, Mali, Nijer, Senegal ve Togo) ve CEMAC (La Communauté Économique et Monétaire des Etats de l’Afrique Centrale) Orta Afrika Devletleri Ekonomik ve Parasal Topluluğu Grubu (Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Gabon, Ekvator Ginesi ve Çad) ve Komor Adaları grubu. Bu üç grubun kullandığı frank para biriminin banka notu farklı olsa da değeri aynı olup Fransa tarafından kontrol edilmektedir. Buna rağmen iki farklı gruba mensup olan iki ülke, birbiriyle alışveriş yapabilmek için ellerindeki parayı, avroya değiştirdikten sonra bu alışverişi gerçekleştirebilmektedirler. Yoksa doğrudan bir değişim söz konusu olamamaktadır. Bu durum Afrikalıları, Avrupa ile teamül etmeyi kendi aralarında teamül etmekten daha kolay kılmaktadır.

(CEMAC) ve (UEMOA) ülkeleri, elli yıldır Fransa’dan bağımsızlıklarını alan ülkelerdir. Ancak bu para birimi yüzünden Fransa’ya boyun eğmektedirler. Zira Fransa, bu para birimi sayesinde söz konusu ülkelerin doğal kaynaklarını çok ucuz bir fiyatla satın alıp onlara kendi kaynaklarından faydalanmama konumuna sokmaktadır. Üstelik CFA banknotları, Afrika’da değil Fransa’da basılmaktadır. Bu tablo, bile meseleyi tüm vahametiyle özetlemektedir.
24 Aralık 1973’te Fransız Hazinesi ile CFA ülkeleri arasında bir anlaşma imzalandı. Processus du Compt D’opération (Hesap Operasyonu Anlaşması) denen bu anlaşmaya göre, Hazine CFA Frankının diğer paralara karşı konvertibilitesini (değiş-tokuş) garanti eder ve buna karşılık olarak bu ülkelerin döviz rezervlerinin tamamının Fransa hazinesinin koruması altına girmesini zorunlu kılar ki sonradan bu rezerv oranı ilk önce %80, sonra %62 ve 2012’de azaltılarak % 50’ye kadar çekildi. Bu işlemin sebebi ise borç veren ülkelerin garantörlük gücüdür. Bu anlaşmaya göre; 1 Avro 655.957 CFA Frankına tekabül eder. Bu sistem, uluslararası finans ve özellikle IMF tarafından ön planda tutularak Afrika ülkelerinin büyüme oranının giderek yükseldiği iddia edilse de bu durum, ülkelerin iç piyasalarında hissedilmemektedir.
15 Ağustos 2015’te ABD Başkanı Barack Obama, katıldığı Afrika liderleri toplantısında Asya’dan sonra en hızlı büyüyenin bu kıta olduğunu, 2013’te % 4, 2014’te % 5 ve 2015’te ise % 5-6 arasında büyüme oranının beklendiğini dile getirmiştir. Halbuki CFA bölgesinde günlük hayatta böyle bir büyüme hiçbir zaman hissedilmemiştir. Bunun sebebi çok basittir: CFA’nın katma değeri avro tarafından iç piyasalarda emilmektedir. Başka bir ifade ile CFA’yı kullanan ülkelerin büyüme oranı, kendi para birimi üzerinden değil konvertibilitesini garanti eden Fransa dolayısıyla avroya göre şekillenmektedir. Dolayısıyla Afrika halkı, Birleşmiş Milletler’in yayınladığı CFA raporuna vâkıf olunca şaşıp kalmaktadır. Dolayısıyla CFA, yerel gerçeklerden ziyade avroya bağımlı bir para birimi olarak, onu kullanan halkın menfaatlerine değil yabancıların çıkarlarına hizmet etmektedir.
Afrika ülkeleri, dalgalı bir piyasaya sahip olduğu için bazı durumlarda bunların büyüme oranı çok düşük olabilmektedir ve CFA’yı garanti altına alan Fransa, boşluğu doldurması gerekirken bu para biriminin değerini düşürmektedir. Nitekim 11 Ocak 1994’te, 1 Fransa Frankı 50 CFA Frankına tekabül ettiği halde değerini düşürerek 1 = 100 olarak kabul etmiş ve bir gecede normal vatandaşın cebindeki 1000 CFA Frankı artık 500 CFA Frankı alım gücüne indirgenmiştir. Bu sorumsuz işlemin arkasında hem Fransa hem IMF olduğu söylenmektedir ki Senegal Eski Başkanı Abdu Diouf bu yönde açık bir beyanda bulunmuştur.
Şu an tarih tekerrür ediyor ve Jeune Afrique haber ajansının verdiği bilgiye göre petrol fiyatının düşmesiyle orantılı olarak inişe geçen Orta Afrika’nın büyüme oranına karşı IMF, yeni bir devalüasyon yapılmasını talep etti. Geçen 23 Aralık’ta düzenlenen CEMAC zirvesinde bu konunun ele alındığı zikredilse de IMF Başkanı Christine Lagard ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Müsteşarı Thomas Melonio, bu haberi reddettiler. Ancak başta Çad Cumhurbaşkanı olmak üzere bir çok başkanın Afrika Birliği zirvesinde bu devalüasyonu reddetmesi, ortada CFA’nın alım gücünü tekrardan düşürme çabasına bir tepki olarak okunmuştur.
Fransa, Batı ve Orta Afrika bankalarını kontrol altına alabilmek için bu bankaların yönetim kurullarına bir yolunu bulup yerleşmiştir. (CEMAC) bölgesinin merkezi bankasının (BEAC) yönetim kurulu olup aralarında Fransa tarafından atanan üç temsilci vardır. (UEMOA) bölgesinin merkezi bankasında (BECAO) ise 16 yönetici ve aralarında Fransa’yı temsil eden iki üye vardır. Söz konusu üyelerin her birinin veto hakkı var ve onların onayı olmadan önemli herhangi bir karar çıkartılamaz.
Bilindiği üzere, bir ülkenin kalkınması için alt yapı, eğitim ve sağlık gibi konularda yatırımlar yapılması gerekmektedir. Halbuki CFA bölgesindeki ülkeler, bunlarla uğraşmaktan ziyade enflasyonu kontrol etmeye çabalamakta ve Mali, Nijer, Burkina Faso gibi ülkeler, yoksullukla mücadele etmekle ve gıda programlarıyla uğraşarak bütün enerjilerini bu alanlarda sarf etmektedirler. Bu sayede dolaylı kontrol mekanizmaları devreye girmekte ve diğer alanlarda olduğu gibi yönetim politikaları akamete uğratılmaktadır. Öte yandan Merkez Bankası’nın yatırım için şirketlere ayırdığı borçlar oldukça sınırlıdır. Çünkü Avro bölgesinde % 100’ü geçerken CFA bölgesinde % 23’ü geçememektedir.
Yukarda zikretmiş olduğumuz CFA’nın yerel gerçeklerle olan kopukluğun var olması ve uluslararası bağımlılığın bir sonucu olarak, ithalat yerel üretiminden daima çok daha üst seviyededir. Çünkü bir ülkenin para biriminin güçlü olursa, avro tarafından garanti edilmesine bağlıdır. Örneğin, bu nedeniyle yurtdışındaki pazar rekabetinde Çin’in yuanı ile rekabet fırsatı çok düşük olmaktadır. İşte bu yüzden bölgede Çin malı daha fazla tercih edilmektedir. Başka bir sonuç ise CFA bölgesinde banka hesabını kullananların oranının % 15’i geçmemesi yanında avro bölgesinde % 99’ü geçmektedir. Ayrıca büyük şehirler dışında banka ile teamül eden çok kimseye rastlanmamaktadır.
Sanou Mbaye gibi bazı Senegalli ekonomistler, “Şayet Fransız sömürge ülkeleri (Frankofon-Afrika ülkeleri) bağımsızlıklarını kazandıktan sonra siyasi bir birlik içinde varlıklarını sürdürmüş olsalardı yaşadıkları ekonomik gerileme yaşanmayacaktı. Onlar, aralarında ortak bir para birimi olmasına rağmen vergi ve gümrük engellerini ortadan kaldırmamışlardı ve bu yüzden, ortak para birimi uygulamasının meyvesini alamadılar” görüşünü halen dillendirmektedirler.
Üstelik Nijerya ve Kenya gibi İngiliz sömürgesi altında kalan ülkeler bağımsız olur olmaz kendi para birimlerini edindikleri için büyüme oranlarını yerel olarak hissedilmektedir. Dahası büyümeleri hızlı ve dinamik bir biçimde ilerlemektedir.
Liderlerin Tutumu
3 Ekim 2014 yılında CFA bölgesindeki ülkelerin bir toplantısında liderlerin, CFA’ya güçlü bir şekilde tutundukları gözlenmektedirler. Bölgenin en önemli ülkeleri olan Fildişi Sahili ve Senegal devlet başkanları Alassane Ouattara ile Macky Sall’ın son dönemde Fransa’ya gerçekleştirdikleri ziyaretlerde, her zaman ve her fırsatta bu para birimin vazgeçilmez olduğunu vurguladılar. “Afrika’ya öz bir para birimi olsun diye çabalayan Kaddafi’nin sonunu gördüklerinden dolayı mı bu konuda direniş göstermediler?” sorusu akıllara gelmiyor değil.
Halkın Tutumu
Son gülerde CFA bölgesinden farklı ülkelerde yeni sömürgeciliğe karşı muhalif görüş sahibi aktivistler, protestolar düzenleyerek CFA’daki dezavantajları halka açıklamaya çalışmaktadırlar. 7 Ocak ve 11 Şubat mitingleri bu etkinliklerinden bazılarıdır. Aktivistler o kadar etkili oldular ki 11 Şubat mitinginden sonra Fransız Dışişleri Bakanlığı, Fransa’daki Afrikalı öğrencilere CFA anketi uygulama zarureti hissetmiştir. Bunu kanaatimizce kamuoyunun nabzını ölçmek için yapmıştır.
Unutulmamalıdır ki ABD yıllardır Afrika’yı eski patronlardan almayı planlamakta ve bu konuda direniş gösteren ülkeler, eski Fransız sömürgeleridir ki hepsi, Gine hariç, CFA’yı kullanmaktadır. Dolaysıyla süper gücün CFA kartını oynayarak amacına ulaşma çabasını yabana atmamalıyız. Bunun için Afrikalılar, bağımsız savaşını sürdürürken hem eski patronlardan kurtulmaya hem de yeni patronların ellerine düşmemeye özen göstermeliler. Bilhassa kuracakları uluslararası ilişkiler, bu süreçte Türkiye gibi gerçek dostlarla olmalıdır.

Kaynakça
Sanou Mbaye, “L’Afrique francophone piégée par sa monnaie unique”, http://www.monde-diplomatique.fr/2014/11/MBAYE/50931
Joseph Tchuindjang Pouemi, “Monnaie, Servitude et Liberté”.
http://www.jeuneafrique.com/mag/392961/economie/devaluation-franc-cfa-christine-lagarde-repond-a-jeune-afrique
https://www.herodote.net/11_janvier_1994-evenement-19940111.php

Share.

Yazar Hakkında

Mouhamed Gueye, 1984’te Dakar-Senegal’de doğdu. Hartum-Sudan’da bulunan Uluslararası Afrika Üniversitesi’nin (International University of Afrika) Tarih Öğretmenliği bölümünden 2011’de mezun oldu. Hâlihazırda İstanbul Üniversitesi’nde doktorasına devam etmekte olup akademik çalışmalarını aynı üniversite bünyesinde sürdürmektedir. Arapça, Wolofça, Fransızca ve İngilizce’nin yanı sıra Türkçe’yi çok iyi seviyede bilmektedir. Yoğunlaştığı alanlar Senegal merkezli olmak üzere Batı Afrika’da İslâmiyet’in yayılışı, Afrika’da Klasik ve Modern Eğitim ile Sömürgecilik öncesi Afrika Siyasi Tarihi’dir. Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) üyesidir.

Yorum Yap