Afrika medya yapılanması ve Türkiye’nin sahaya girişi

0

Batılı haber ajanslarının Afrika ile ilgili haber verme adetini artık değiştirme zamanı geldi. Kıtanın tecrübeli basın mensupları, kendilerinin belirledikleri istikamet üzere yayın yapmak istiyor. Afrika-Türkiye Medya Forumları ile sahaya giren Türkiye’nin daha yapması gerekenler var. Çünkü Afrika politikamızın daha yaygın ve kalıcı olması, medya alanındaki etkinliğimize bağlı.
 
Afrika’da medya, diğer kıtalardakilerden farklı bir süreç geçirdi. Sömürgecilik öncesi bu alanda çok fazla bir etkileşim sağlanamadığı bir gerçek. Bağımsızlık öncesi onlarca yıl ve takip eden dönemde de basın ve yayın konuları neredeyse yok denecek seviyede idi. İletişimdeki teknolojilerin artmasıyla bu defa basılı her türlü yayın gerekli hamlelerini yapamadan yerini önce radyolara, peşinden televizyonlara, şimdi de internet üzerinden yürütülen her türlü haberleşmeye bıraktı.
 
Birçok alanda olduğu gibi medyanın da gelişememesinin başlıca müsebbibi, sömürge idarelerinin geniş kitlelerin bilgilenmelerini önleyerek idarelerinde tuttukları toplulukları hem kendi aralarında hem de dünyanın diğer coğrafyalarından uzak tutmasıydı.
 
1950’li yıllardan itibaren sayıları az da olsa bir taraftan Afrikalı gazeteciler yetişti. Diğer taraftan medyada da etkili iş adamları bu alana el atmaya başladı. Daha da önemlisi her devlet, en az bir günlük gazete, yerel bir radyo, resmi bir televizyon kanalını faaliyete geçirdi. 2000’li yılarda bu defa internet ve özellikle de cep telefonlarından haberleşme kolay hale gelince kıtanın her tarafında çok sayıda özel haber siteleri kuruldu.
 
Dünyada en hızlı gelişen alanlardan birinin medya olduğuna hiç kuşku yok. Afrika ülkelerinin çoğu, bu anlamda belki çok güçlü medya organlarına yeteri kadar sahip değil. Fakat tüm basın ve yayın organları, 21. yüzyıla kadar eski sömürgecilerin haber ağlarının tesirinden kendilerini koruyamadı. Ekonomik kalkınmalarına bağlı olarak da bu alanda gözle görülür gelişmeler var. Ne var ki, dünyanın diğer taraflarındaki süreçler çok hızlı ilerlediğinden Afrikalıların bunları yakından takipleri hep zordu. Şimdilerde birçok ülkede yayınlanan günlük gazete ve televizyonlarda, hatta daha yaygın şekillerde radyolarda, bilhassa her devletin kendi sınırları içindeki gelişmeler anında toplumlara duyuruluyor.
 
İKİ KRİTİK KONU
 
Afrikalı medya mensuplarının kısa vadede aşmaları gereken konuların başında, matbuat konusuna öncelik vermeleri ve ulaşabildikleri kadar çok sayıda insanın basın ve yayın organları ile yakın temaslarını kurmaları geliyor. İkincisi, belki isteğin zeminini sağlayacak olan teknolojik alt yapıyı sunmaları. Bu alandaki yatırımların yüksek maliyetler istemesi ve gerekli teknik insan kaynağı eksikliği, her ne pahasına olursa olsun giderilmeli. Özellikle spor ve müzik faaliyetlerine ayrılan hem insan hem de maddi kaynakların bu sahadaki gelişmeleri takipten geride bırakılmaması lazım.
 
Dünya medyasındaki haberlerin çoğunun, bir elin parmaklarını geçmeyen batılı büyük haber ajanslarının baskın kontrolünde olduğu biliniyor. Adeta kendi aralarında sözleşmişler gibi de Afrika hakkında yaptıkları haberlerin kapsadığı konular büyük bir benzerlik gösteriyor. Her haberin hikayesi ve içeriği kaleme alınırken veya sosyal medya yoluyla muhataplarına ulaştırılırken hedef kitle öncelikli olarak batılı toplumlar. Bunların kafasında yerleşen Afrikalı algısı geçmişte nasıl yerleştirilmişse fazla bir değişikliğe uğratılmadan devam ettirilmeli. Asyalı ve ABD’li her kimse, Afrika’yı takip eden, hiç farkına varmadan bu algının etkisinde kalacak.
 
Daha vahimi ise Afrikalı medya organlarının çoğunluğu, Batılı haberlerin metinlerini velev ki bir Afrikalı muhabir de yazsa gerekli süzgeçlerden geçip yayınlanacağı için bizzat kendi hakkında kanaatleri de bu etkileşimin kurbanı olmaya devam ediyor.
 
TÜRKİYE-AFRİKA MEDYA FORUMLARI
 
Uluslararası toplantılara mutlaka Afrikalı kuruluşlar da iştirak ediyor. Ama kıta içinde geçmiş yıllarda yüzlerce medya adamı ve mensubunun katıldığı forumlar yapıldı. Türkiye’nin çok yönlü Afrika siyasetinin bir parçası olarak 2012 yılı mayıs ayında ilk defa Türkiye-Afrika Medya Formu, o dönemdeki kurumlarımızdan Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğümüzce düzenlenmişti.
 
270 Afrikalı medya sahibi, gazeteci ve televizyoncu dahil çok geniş bir kitle önce Ankara’da buluşmuştu. Ardından İstanbul’da bu şehrimizi tanıyacak şekilde bir gezi programı tertiplenmişti. Böylece kıta dışında ilk defa bu kadar çok medya mensubu bir ülkede bir araya geliyordu. Yapılan konuşmalar da bir kitap halinde o günden bugünlere bir kaynak olmak üzere basılarak tüm diplomatik temsilciliklerimiz dahil ilgili yerlere gönderilmişti. Ülkemizin bu fedakarlığı, kıtada geniş yankı bulmuş ve aynı yılın kasım ayında bu defa Türkiye, Senegal’in başkenti Dakar’da düzenlenen ve 400 medya mensubunun katıldığı 4. Afrika Medya Forumu’nun şeref konuğu olmuştu. Ülkemizi Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü, TRT Genel Müdürü ve Anadolu Ajansı Genel Müdürü dahil güçlü bir heyet temsil etmişti. 2022 yılı mayıs ayında İstanbul’da ikincisi düzenlenen Türkiye-Afrika Medya Forumu’na 100 kadar Afrikalı medya mensubu davet edildi. Forumda, ülke olarak kıtaya bir algı belirlemek değil, tam tersine bu alanda karşılıklı ne tür etkileşimler sağlanabileceği üzerinde duruldu.
 
YATIRIM İMKANLARI
 
Aslında medya dediğimizde akla sadece iletişim konusu gelmemeli.
 
Zira her şeyden önce basın ve yayın organlarının ihtiyaç duyduğu binaların inşası başlı başına bir inşaat teknolojisi gerektiriyor.
 
Son 20 yılda Afrika’da her türlü medya binası konusunda geçmişten gelen yetersizlikler giderilmeye çalışılıyor. İnşa edilen binaların tefrişatları, özellikle her türlü kağıt dahil kırtasiye malzemeleri, kamera, fotoğraf makinası, her türlü yardımcı aletlere de ihtiyaç duyuluyor. Mevcutlardan artık demode olanların yerine yenilerinin teminleri gerekiyor. 2012 yılındaki 1. Türkiye-Afrika Medya Forumu’nda Türkiye tarafından istenen en önemli talep, belki de aynı anda Türkiye’de üretilen her türlü medya malzemeleri fuarının da o etkinliğe denk getirilmesi idi. O zaman yapılmadığı gibi ikincisinde de bu tür bir etkinlik aşırı dikkat çekebilirdi.
 
Asgari seviyedeki her türlü donanımını gerçekleştiren Afrika medya kuruluşlarının insan kaynağına gelince; bu konuda ülkemizdeki iletişim fakültelerimizde lisans eğitimi dahil yüksek lisans ve doktora eğitimlerinde Afrikalı öğrenci sayılarını artırmamız gerekiyor.
 
Bugün az veya çok medyanın yükünü taşıyanlar varsa da, gelecek 20 yıl dikkate alındığında, şimdiden ciddi işbirlikleri bu alana kaydırılabilir. Hatta akademik araştırmalarda Afrika’da medya konusu ortak makale ve kitaplara konu yapılabilir.
 
YAPILMASI GEREKENLER DE VAR
 
TRT ve AA’nın, Afrika’daki muadili kuruluşlarla yılda birkaç kez küçük çaplı da olsa farklı temalar üzerinde toplantılar ve formasyon eğitimleri gerekiyor. Batılı haber ajanslarının bu kıta ile ilgili haber verme adetini artık değiştirme zamanı geldi. Bu da ancak güçlü ajanslarla işbirliği ile mümkün olabiliyor. Bilhassa kıtadaki tüm medya organlarının kendi algılarını sağlayacakları bir bilinçlenme sürecine ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’de eğitimlerini iletişim alanında tamamlayan Afrikalı öğrencilerin hem kendi medya organlarımızda hem de kendi ülkelerinde bu alandaki kurumlarda çalışmaları için özel gayret göstermemiz gerekiyor. Afrika politikamızın daha yaygın ve kalıcı olması, medya alanındaki etkinliğimize bağlı.
 
Her geçen sene Afrika’da pek çok alanda gelişerek artan etkinliklerimizde maalesef gereken noktaya bir türlü ulaşılamadı. Resmi ve özel medya kuruluşlarımız Afrikalı gazeteciler, televizyoncular ve bilumum medya mensuplarıyla gerektiği kadar etkileşim sağlayamadı. Bu kıtaya önem veren birçok ülke, bu etkileşimi kendi uluslararası basın ve yayın kurullarınca yürütüyor. Türkiye hakkında son derece sınırlı verilen haberlerin kaynağı da büyük oranda Batılı haber ajansları. Oysa artık kıtanın tecrübeli basın mensupları kendi belirledikleri istikametler üzere yayın yapmak istiyorlar.      
 
DÜNYA MEDYASINDA AFRİKA GÖRÜNÜMÜ
 
Haber kaynakları: Afrika ile ilgili kıta ülkelerinin yerel medya organlarında çıkan her üç haberden birinin kaynağı Avrupa, ABD ve özellikle de Fransız Basın Ajansı (AFP) ile İngiliz Haber Ajansı (BBC). Reuters ve AP gibi haber ajansları hâlâ güvenli sayılıyor.
 
Haberlerin konuları: Afrikalıları ilgilendiren ortak konular da maalesef çok dar çerçevede sunuluyor. Genelde savaşlar ve çatışmalar, siyasi buhranlar, fakirlik, hastalıklar, çevreye karşı duyarsızlıklar ve yoksulluk gibi haberler küçümseyici tarzda öne çıkarılıyor. Mesela makalelerde Afrika’daki müspet gelişmeler ve başarılarla ilgili haberlerin oranı yüzde 21’de kalıyor.
 
Gereksiz genellemeler: Yapılan haberlerde Afrika, Afrikalı ve kıta kelimeleri yüzde 72 gibi ciddi bir genellemeyle öne çıkarılıp ülke isimleri ikinci plana atılıyor.
 
Afrikalı hikayesini yazmalı: Africa No Filter isimli kurum yöneticisi Moky Makura’ya göre, Afrikalı muhabirler ve içerik üreticileri artık cesaretlerini toplamalı ve kalemlerini geri almalı. Çünkü kendi hikayelerini yazma zamanı geldi.

Share.

Yazar Hakkında

Prof. Dr., İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi. 1964 yılında Vezirköprü’de doğdu. Merzifon İmam-Hatip Lisesi (1982) ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (1987) eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye Diyanet Vakfı bursuyla yüksek lisansını (1991) ve doktorasını (1996) Paris’te tamamladı, aynı yıl Üsküdar’da İslam Araştırmaları Merkezi’nde (İSAM) araştırmacı olarak çalışmaya başladı. 2002’de doçentlik unvanı aldı. 2006 yılında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü öğretim üyesi ve bölüm başkanı oldu. 2008-2011 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık’ta Afrika ile ilgili konularda müşavir olarak görev yaptı. 2009 yılında profesörlük unvanı aldı. 2011 yılı Eylül ayında görev değişikliği yaparak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim dalına geçiş yaptı. 2013 yılı Mart ayında Afrika ülkelerinden Çad Cumhuriyeti’nin başkenti Encemine’de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk büyükelçisi olarak göreve başladı ve iki buçuk yıl bu görevini sürdürdükten sonra 2015 yılı Ağustos ayında İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi dekanı olarak tayin edildi. Batı Afrika Ülkelerinden Mali Cumhuriyeti’ndeki ilk ve öğretim seviyesindeki özel eğitim kurumları medreseler üzerine hazırladığı doktora çalışması IRCICA tarafından L’enseignement islamique en Afrique francophone: Les médersas de la République du Mali adıyla Fransızca olarak 2003’de İstanbul’da basıldı. Geçmişten Günümüze Afrika (Kitabevi, İstanbul 2005); Osmanlı-Afrika İlişkileri (Kitabevi, İstanbul 2011/1. baskı, 2013/2. baskı, 2015/3. baskı); Les relations turco-tchadiennes: La politique ottomane en Afrique centrale (TİKA, İstanbul 2014) adlı kitaplarının yanı sıra Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi-İSAM tarafından yayımı tamamlanan İslam Ansiklopedisi için önemli kısmı Afrika hakkında 95 madde yazdı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde “Afrika”, “Osmanlı Afrikası”, “Osmanlı-Fransa Münasebetleri” ve “Osmanlı’da Dini Hayat” üzerine araştırmalar yapmakta olup bu konularla ilgili basılmış kitapları, farklı dergilerde bu konular hakkında çok sayıda makalesi, yurt içi ve yurt dışında düzenlenen ilmi toplantılarda takdim ettiği tebliğleri yayımlanmış bulunmaktadır. Evli ve üç çocuk babası olup Arapça, Fransızca ve İngilizce yanında Paris Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Milli Enstitüsü’nde (INALCO/Institut National des Langues et Civilisations Orientales) eğitimini aldığı Bambara ve Volof Afrika yerel dilleri ile ilgili dersleri takip etmiştir. Prof. Dr. Ahmet Kavas, hâlihazırda Afrika Araştırmacıları Derneği’nin (AFAM) kurucu başkanlığı görevini yürütmektedir.

Yoruma Kapalı