Sevâkin Adası, Sudan ve Türkiye

0

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz yılın Aralık ayında gerçekleştirdiği Afrika ziyareti turu kapsamında Sudan ziyareti sırasında gündeme gelen Sevâkin adası gerek İslam tarihinde gerekse Türk tarihinde müstesna bir yer tutmaktadır.  Mısır’ın güney tarafında kalan ve Nil Nehri aracılığıyla Kuzey Sudan’a uzanan Nûbe bölgesinin vaktiyle en önemli liman kenti olarak kabul edilen söz konusu ada, 30 mil uzağında Port Sudan’ın kurulmasının ardından görece önemini kaybederek ikinci plana geriledi. Geçmişte Müslümanlar için hac yolu üzerinde önemli bir durak noktası olan ve yaklaşık 50.000 nüfusa sahip Kızıldeniz’in kıyısındaki bu adamın yeniden imar edilmesi maksadıyla Türkiye’ye tahsis edilmesi ise başta Mısır olmak üzere bazı ülkeleri rahatsızlık verdi. Belirtilen tahsis işleminden sonra Sevâkin Adası meselesi yerli ve yabancı yazında daha yoğun olarak ele alınmaya başlandı.

Sevâkin Adası, Selahaddin Eyyubi ve Memlûkler

Sudan’ın ve dolayısıyla Sevâkin adasının İslamlaşma tarihi 7. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Belirtilen zaman diliminde Müslüman Arapların ticaret amacıyla bölgeye gittiği ve zaman içerisinde yerel halktan kız almak suretiyle ada sakinleriyle akrabalık bağı kurdukları bilinmektedir. Bu durum bölge halkının İslam dinini benimsemesine katkıda bulunmuştur. Sevâkin adasında ve Sudan’ın önemli bir kısmında bu dinin yayılmasını hızlandıran unsur ise Kudüs fatihi olarak bilinen Selahaddin Eyyubi’nin 1172 yılında içerisinde Sevâkin adasını da barındıran Nûbe bölgesini fethetmesiydi. Suudi Arabistan’a yakınlığın ile dikkat çeken Sevâkin, 12. yüzyıldaki bu fetihten itibaren İslam’ın kutsal şehirlerine Kızıldeniz üzerinden yapılmak istenen saldırılarda ve Müslüman-Haçlı rekabetinde pozisyonu itibariyle önemli bir rol oynadı. Eyyûbîlerin yıkılmasının ardından Memlûklerin de hâkim olduğu ada, Portekiz tarafından işgale uğradığı birkaç yıl haricinde 1517 yılında bu devletin yıkılışına kadar Memlûk Sultanlığının hâkimiyetinde kaldı. Bu dönemde Sevâkin adasının yalnızca siyasi bağlamda değil, sosyal ve ekonomik hayata katkısı itibariyle de önemli bir liman kenti hüviyetinde olduğu görülmektedir. Adanın Cidde’ye ve kutsal topraklara olan yakınlıkları düşünüldüğünde, ibadetlerini gerçekleştirmek isteyen hacı adayları bu ada üzerinden geçmek suretiyle yolculuklarını tamamlamaktaydılar. Ayrıca bir liman kenti olması neticesinde başta Mısır olmak üzere pek çok ülkeden gelen ticaret gemileri de Sevâkin adasına yanaşarak bölgede ticari hayatı renklendirmekte ve bölgenin önemli bir geçiş yolu olmasına katkıda bulunmaktaydı.

          Selahaddin Eyyubi                                            Yavuz Sultan Selim   

Osmanlılar Sevâkin’de

Yaklaşık 300 yıl süren Memlûklerin egemenliğinin ardından Sevâkin adası 1517’de Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusunun Ridâniye zaferinin ardından Osmanlıların hâkimiyetine geçti. Bu zaferin ardından her ne kadar Osmanlı’ya tâbi olan Selman Reis’in gayretleriyle Kızıldeniz’de ve Hint Okyanusunda Portekiz saldırılarına karşı mücadele edilse de, 1541 yılında Sevâkin adası Portekizler tarafından tekrar işgal edilmiştir. İşgalin ardından Portekizler, Türkleri Mısır ve Kızıldeniz’den atmak için faaliyetlerini sürdürdü. Sevâkin, 1544 yılında tekrar Osmanlılar tarafından Portekizlerin elinden alındı ve 16. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nin sınırları dâhilinde kurulan Habeş Eyaleti’nin sınırları içerisinde yer aldı. Devlet-i Aliyye’nin Sudan’ın içlerine doğru yayılmasında önemli bir bölge olarak karşımıza çıkan Sevâkin adası, bu tarihten itibaren payitahttan Habeş Eyaleti’ne giden bazı devlet adamlarının -genellikle valiler- da barınma noktası oldu. Ayrıca, Sevâkin adası Yemen’de çıkan iç karşılıklılara müdahale etmek ve buraya asker sevk etmek konusunda da oldukça kritik bir rol üstlendi. 17. yüzyıl ile birlikte Habeş Eyaleti’nin payitahtın nazarındaki önemini nispeten yitirmesi ise Evliya Çelebi’nin Seyâhatnâmesi’nde de yer verdiği Sevâkin adasının yıldızının sönmesine neden oldu.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve Sudan’da Türk Devri

Habeş Eyaleti’nin ve Sevâkin’in payitahttaki önemini tekrar kazanması ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı adına Mısır Valiliği’ne getirilmesi ile oldu. Mehmet Ali Paşa’nın oğullarından İsmail Kamil Paşa, Sudan topraklarını tamamen Mısır vilayetine kattı ve Sudan Devlet-i Aliyye adına Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa tarafından yönetilmeye başlandı. Kavalalı, ilerleyen zaman içerisinde Osmanlı’ya başkaldıracak olsa da, maiyetindeki askerlerin ve bölge yönetiminde söz sahibi olan damadı Muhammed Hüsrev Paşa’nın Türk olması, Sudan tarihinde Mehmet Ali Paşa döneminin de Türk Devri olarak adlandırılmasına sebebiyet vermiştir. Sevâkin adası ise en parlak günlerini gerek payitahtın hâkimiyetine girdiği ilk yıllarda olsun, gerekse Kavalalı yönetiminde olsun Türkler vasıtasıyla yaşadı.

Kavalalı ve ailesinin hâkimiyetiyle geçen yılların ardından, 1866 yılında Sudan’a vali olarak atanan Ahmet Mümtaz Paşa ile Mehmet Ali Paşa’nın torunu olmasına rağmen ailesinin aksine Osmanlı ile iyi geçinme taraftarı olan İsmail Hakkı Paşa’nın Sevâkin adasındaki inşaat faaliyetleri ve çeşitli yatırımları adayı daha da güçlendirdi. 17 Kasım 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması ile Kızıldeniz’in önemli bir ticaret merkezi haline gelmesi ise Sevâkin adasının ekonomik ve stratejik önemini ziyadesiyle arttırdı. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Sevâkin Adası, Port Sudan şehrinin kurulmasına kadar Sudan’ın ve bölgenin önde gelen ticaret limanı konumuna erişti. Bu dönemde Sevâkin adası Afrika ülkeleri ile Avrupalı ülkeler arasındaki ticaret faaliyetleri vasıtasıyla oldukça müreffeh bir ada halini aldı ve deyim yerindeyse zirveyi gördü. 1882 yılında Mısır’ın İngilizler tarafından işgal edilmesi ise bu ülke ile beraber Sevâkin adasının da sonunu hazırlayan sürecin başlangıcını teşkil etti. İngilizler Osmanlı’dan neredeyse tamamen kopan Mısır Hıdiviyeti ile işbirliği yaparak 1881 yılında mehdiliğini ilan ederek Mısır ve İngiliz sömürge yönetimine karşı ayaklanan Muhammed Ahmet b. Seyyid Abdullah’ın ve onun takipçilerinin başlattığı Mehdi hareketini bastırmak gerekçesiyle Sudan’ı tamamen işgal etti. 1899 yılında Mısır ile İngiltere imzaladıkları ortak bir konvansiyon ile Sudan –ve dolayısıyla Sevâkin adası- üzerinde ortak egemenlik iddiasında bulundu. Osmanlı devleti ise söz konusu anlaşmayı tanımasa da, Sevâkin adası ve Sudan üzerindeki hâkimiyetini kâğıt üzerinde olmasa da pratikte tamamen kaybetti. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise Lozan Anlaşması ile Sevâkin adasının Mısır’ın ve İngiliz sömürge imparatorluğunun bir parçası olduğunu kabul etti.

Türkler Yeniden Sevâkin’de

Sevâkin Adası’ndaki Osmanlı eserleri TİKA aracılığıyla restore ediliyor.

Gelinen noktada -Sudan’daki iktidarın rızasıyla- tarihsel bağları bulunan Sevâkin adası ile hemhal olan Türkiye Cumhuriyeti, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) vasıtasıyla, tarihi kayıtlar ışığında Sevâkin’de restorasyon ve yeniden imar çalışmaları başlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ile birlikte Sevâkin’i de ziyaret ettiği 2017 yılının Aralık ayında gerçekleştirdiği Afrika ziyaretinin ardından, adanın Türkiye ve Afrika için tarihi önemini şu sözlerle ifade etti:

“Sevâkin adasını bize belli bir süre tahsis etseniz de biz bu adayı aslına uygun olarak yeniden inşa ve ihya etsek dedik. Ömer el-Beşir kardeşim ‘tamam’ dedi. Burayı inşa ve ihya ne demek biliyor musunuz? Burayı yerle bir edenlere şu cevabı vermiş olacağız. Siz geldiniz buraları yerle bir ettiniz. Sizin buraları yerle bir etmeniz, bizim sakalımızı tıraş etmeye benzer. Unutmayın ki biz burayı öyle bir inşa ve ihya edeceğiz ki kesilen sakal çok daha gür biter, siz bunu göreceksiniz.”

Share.

Yazar Hakkında

Hasan Aydın 1993 yılında İstanbul, Üsküdar’da doğdu. İstanbul’da geçen ilköğretim ve lise eğitiminin ardından, 2016 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümünden derece ile mezun oldu. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında başladığı tezli yüksek lisans eğitimini 2018'de başarıyla tamamlayıp aynı bölümde doktora eğitimine başlamıştır. İleri seviyede İngilizce bilmektedir. İlgi alanları, Din ve Milliyetçilik, Sömürgecilik ve Afrika’da ABD Dış Politikası’dır.

Yorum Yap